Şiir Sayfaları

 SİZDEN GELEN ŞİİRLER

Şiir Gönder 

S-1

S-2

S-3

S-4

S-5

S-6

S-7 S-8 S-9 S-10
S-11 S-12 S-13 S-14 S-15 S-16 S-17

 SEVDA PARKI 

Herkes aşkıyla birlikte,
Geziyor sevda parkında.
Ben ise yapayalnızım,
Parkın oturaklarında...

Hep kendime soruyorum,
Mutluluk nasıl bir şeydir.
Cevabı bulamıyorum,
Bunlar benim dertlerimdir...


resimler\Kurdale.gif (3192 bytes) Gönderen:Trabzon - İsmail BAYRAKTAR - 18 Temmuz 2000

 KONUĞUM OL 

Bir aksam konugum ol
Oturup konusalim biz bize
Anilarin cubugunu yakip
Uzatalim geceyi biraz.

Gecmise bir el sallayip
Yasanan gunleri konusalim
Ve gunlerin ustune coken
dumanli, isli havalardan

Kendimize dana az zaman
ayirsak da olur geceden
Cunku bogulabilir insan
Yalniz kendini dusunmekten

Kapagi acilmayan kitaplar
Unutulmus asklar gibidir
Kitaplardan soz edelim
Ve onlarin gizli kalmis

sessiz tadlarindan
Sabaha dogru perdeyi
aralayip ufka bakalim
Ve bir cocuk gibi

hayretle seyredelim
gunesin kizilligini
Konusulmadan kalan
daha cok sey vardi

diye dusunerek cikalim
gunesle kucaklasan balkona
Usutmesin sabah serinligi
Bir bardak demli cay

buruklugu gibi kalsin
gecenin ve sabahin tadi
yasasin anilarimizda
Konugum ol, oturup

konusalim bir aksam
ve uzatalim geceyi
sozun cubugunu yakarak


resimler\Kurdale.gif (3192 bytes) Gönderen:Trabzon Serpil KANT - 20 Temmuz 2000

 SEN BÖYLE GÜZELSİN 

Sen böyle güzelsin, Güzelim gelme
Bak! Olduğun yer ışıklı, aydınlık
Bir mor çiçek gibi gözlerin dağda
Dur! Bundan güzeli olamaz artık

Senden eser rüzgar nekadar serin
Uzatsan göğe değecek ellerin
Orada kal, orası senin yerin
Biz bu hasretliğe çoktan alıştık

Sen Aslı'sın bu masalda ben Kerem
Ne günüm olsun seninle ne gecem
Sen böyle güzelsin, gelme istemem
Varlığım senin yokluğuna aşık


resimler\Kurdale.gif (3192 bytes) Gönderen:Trabzon - Murat Özaslan  - 30 Temmuz 2000

 ? ? ? 

Beklemek bu kadar zor olmasaydı
Korkmazdım ben geceden
Karanlığın sonunda sen olsaydın
Korkmazdım ben geceden
Konunda gelen sen olsaydın
Korkmazdım ben yalnızlıktan!


resimler\Kurdale.gif (3192 bytes) Gönderen:Amerika - Zeynep M. - 01 Ağustos 2000

 KUM 

Sen kum nedir bilmezsin  
Deniz Görmedin ki. 
Yum gözlerini, zamanı düşün, 
Deniz bir gözünde 
Kum bir gözündedir. 

Sen taş nedir bilmezsin 
Dağa çıkmadın ki 
Yürü ufuklara doğru, 
Dağ bir ayağında 
Taş bir ayağındadır 

Sen kül nedir bilmezsin 
Ateş yakmadın ki, 
Uzat ellerini gökyüzüne, 
Ateş bir elinde 
Kül bir elindedir 

Sen kan nedir bilmezsin 
Ölmedin, öldürmedin ki, 
Yat toprağa boylu boyunca 
Ölüm bir yanında 
Kan bir yanındadır 

Sen aşk nedir bilmezsin 
Beni sevmedin ki 
Ağla, ağlayabildiğin kadar 
Bütün güzellikler sende 
Aşk bendedir


resimler\Kurdale.gif (3192 bytes) Gönderen:Trabzon - Aydın Durna - 04 Ağustos 2000

 ÖZLEM 

Bir gece,
Gecede bir uyku..
Uykunun icinde ben..
Uyuyorum,
Uykudayım,
Yanımda sen.

Uykunun içinde bir ruya,
Ruyamda bir gece,
Gecede ben..
Bir yere gidiyorum,
Delice..
Aklimda sen.

Ben seni seviyorum,
Gizlice..
El-pençe duruyorum,
Yüzüne bakıyorum,
Söylemeden,
Tek hece.

Seni yitiriyorum
Cok karanlik bir anda..
Birden uyaniyorum,
Bakiyorum aydınlık;
Uyuyorsun yanimda..
Güzelce.


resimler\Kurdale.gif (3192 bytes) Gönderen:Trabzon - Aydın Durna - 04 Ağustos 2000

 SUSARAK 

Güneş altında söylenmedik söz yokmuş..
Bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi..
Ne gece ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz..
Bende söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde..
Hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik...
Bende susuyorum sevgimi saklayıp içimde....
Duyuyorsun değilmi suskunluğumu nasıl haykırıyor...
Susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim ...
Ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde .....


resimler\Kurdale.gif (3192 bytes) Gönderen:Trabzon - Aydın Durna - 04 Ağustos 2000

 Aska Ve Terke Dair... 

Bazen öyle bir iliskiye tutulursunuz ki, ne sevebilir, ne 
terkedebilirsiniz.  
Kör kütük baglanmissinizdir aslinda.... En güzel yillarinizin, aci tatli 
hatiralarinizin ortagidir; iç çekismelerinizin müsebbibi, yazilarinizin 
ilhami, sohbetlerinizin konusudur. Gözyaslarinizda, bilinçaltinizda, 
kahkahanizdadir. Korkunca saklandiginiz bir siginak, cosunca 
öptügünüz bir bayrak...
Sevdaniz riyasiz, çikarsiz, karsiliksizdir. Sinirsiz ve nihayetsiz;
"Ölmek var, dönmek yok"tur.

Lakin gün gelir anlarsiniz; içten içe bir seylerin kanadigini... Tutkulu 
sevdalarin gizli hançerleri baslar parildamaya... Surasindan, 
burasindan elestirmeye koyulursunuz:  
"Söyle görünse, öyle demese, degisse biraz yada eskisi gibi olsa..." 
Baskalarini örnek göstermeye, "Bak onlar nasil yasiyor" demeye 
baslarsiniz. Hem birlikte yasayip, hem özgür olmanin yollarini 
ararsiniz. Askinizin gözü kör degildir artik, yanlisini görür düzeltmek 
istersiniz.
"Eskiden böyle miydi ya.." diye baslayan sohbetlerde açilir 
elestirinin kapisi; açildikça, bastirilmis itirazlar yükselir 
bilinçaltindan... Böyle süremeyecegini bilirsiniz.  
Degissin istersiniz.

O, sevgisizliginize yorar bunu... Ihanete sayar. Tutkulu iliskilerde 
ihanetin bedeli ölümdür. "Ya sev böyle ya da terket" diye gürler...

Bir zamanlar bir gülücügüyle alacakaranligi isitan o rüya, bir kabusa 
dönüsür birden... Kapatir gönlünün kapilarini, yasaklar kendini size...  
Hoyrattir, bakmaz yüzünüze... Zehir akar dilinden, konusturmaz, 
suçlar, yargilar mahkum eder. Mühürler dudaklarinizi, yirtar atar 
yazdiklarinizi, siler sizi defterden...

"Iyiligin içindi hepsi, seni sevdigim için..." dersiniz,dinletemezsiniz.

Ayrilirsaniz yasamayacaginizi bilirsiniz, lakin böyle de sevemezsiniz. 
Ihanetten kirilmistir kaleminiz; severek, terk edersiniz...

"Madem öyle..."nin çagi baslar ondan sonra... Madem ki siz böylesine 
tutkunken, o hep baskalarini seçmistir, madem ki kiymetinizi 
bilmemistir, o halde "günah sizden gitmistir". Lanet ederek bu 
karsiliksiz aska, çekip gitmeleri denersiniz.

Askin göçmenlik çagi baslar böylece... Daha özgür olacaginiz 
limanlara demirlerseniz bir süre... Ne var ki unutamaz, uzaktan 
uzaga izlersiniz olup biteni... Etrafi bir sürü ugursuzla dolmus, kurda 
kusa yem olmustur.  
Deli kanlilar, eli kanlilar, ugruna ölenler, sirtina binenler sarmistir 
çevresini... Gurur duyar onlarla, koynunda besler, gözünü oysunlar 
diye...

Ugruna kan dökenleri sever, yoluna gül dökenlerden fazla...
"Bana ne...kendi seçimi" diye omuz silkmeye çabalarsiniz bir süre... 
Ama sonra...ansizin kulagimiza çalinan bir sarki ya da kapi 
araligindan süzülüp gelen bir koku, hatirlatir onu yeniden... Yaban 
ellerde, baska kollarda ondan bahseder aglarsiniz. Kokusunu 
özlersiniz; türküsünü söylemeyi, sarkisini dinlemeyi, yemegini 
yemeyi, elinden bir kadeh raki içmeyi... Karsi nehrin kenarindan 
hasret siirleri haykirirsiniz, sular kulagina fisildasin diye...

Dönüp "Seni hala seviyorum" diye bagirmak geçer içinizden... 
Dönemezsiniz.  
Göremedikçe baglanir, uzaklastikça yakinlasirsiniz.

Anlarsiniz ki bir çaresiz asktir bu, ne onunla olur, ne onsuz... Hem 
kollarinda ölmek, kucagina gömülmek arzusu, hem "Ne olacak 
sonunda"kuskusu...

Böyle sevemezsiniz, terk de edemezsiniz.  
Sürünür gidersiniz...


resimler\Kurdale.gif (3192 bytes) Gönderen:Trabzon - Aydın Durna - 04 Ağustos 2000

 ASK 

Bir zamanlar bütün duygularin bir arada mutluluk içinde yasadigi bir
adacik
varmis. Tüm duygular bu adada yasarlarmis. Birgün esen rüzgarlar
duygulara
bir haber getirmisler, "adayi terkedin büyük bir firtina gelip adanizi
yerle bir edecek diye. Tüm duygular adadan ayrilmis hepsi binmisler
teknelerine kaçmislar. Ama adada sadece ask kalmis. O sonuna kadar
beklemeyi
yeglemis. Aradan günler geçmis ve firtina gelmis. Adayi yerle bir etmis.
Artik yapilacak birsey kalmadigini anladiginda ayrilmaya karar vermis
ask.
Fakat teknesi yokmus. Bu sirada oradan zenginlik geçiyormus. Yardim
istemis
fakat para kazanmasi gerektigini ona vakit ayiramiyacagini söyleyen
zenginlik geçip gitmis. Mutluluk geçiyormus, o da cok mutluymus onun
farkina bile varamamis. Üzüntüde o kadar üzüntülüymüs ki dönüp bakmamis
bile.
Herseyin bittigini anladigi bir anda birisi onu teknesine alip kurtarmis.
Bir kiyiya birakmis. Sonra da gitmis. Ask o kadar mutluymus ki kim
oldugunu
sormayi unutmus. Daha sonra, kendine geldiginde bir balikçiya "beni
kurtaran kimdi" diye sormus.
Balikçi ona söyle demis. "SENI KURTARAN ZAMANDI, ÇÜNKÜ ASKIN
BÜYÜKLÜGÜNÜ
SADECE ZAMAN ANLAYABILIR!.."


resimler\Kurdale.gif (3192 bytes) Gönderen:Trabzon - Aydın Durna - 04 Ağustos 2000

 ? ? ? 

Benim çocukluğumda soframıza kuşlar konar
rüyalarımıza melekler uğrardı.
Kapımızdan yoğurtçu
bahçemizden ishakkuşu
kalbimizden yeni çıkan şarkılar geçerdi.

Kışın bir sobamız olurdu
sobanın yanında kedimiz
kedinin önünde yün yumağı
bir Hayat Bilgisi fotoğrafı gibiydik.

Yerli malı kullanan
yurdun üç tarafı denizlerle çevrili
kuru üzüm incir fındık
tütün çay narenciye kavun-karpuz yetiştiren
kuru üzüm ve inciri satan
karşılığında
çamaşır makinesi radyo ve otomobil alan
bir toprağın fertleri...
Biraz yoksul biraz mütevekkil
biraz mahcup biraz kırılgan
biraz naif ama hep umutlu...

Özlerdik.
Memleketteki halamızı
ince doğranmış bir dilim pastırmayı
yurttan sesler korosunu
akşam komşuluklarını
radyo tiyatrolarını
sabah ezanını
kalaycıyı bozacıyı
münir nureddin şarkılarını
orhan boran yarışmalarını
kandil gecelerini duvar sarmaşıklarını
bakkalımızın utana sıkıla veresiye hatırlatmalarını
okul önü koz helvalarını
akşam oturmalarını
ve hayatı...

Top oynardık
ip atlar kedi kovalar
taşlarla birbirimizin başını yarar
mahalle savaşları çıkarır
gece olunca da tutar babalarımızın elinden
yazlık sinemalara gider
Sadri Alışık Vahi Öz
Belgin Doruk Cüneyt Arkın seyreder
Olimpos gazozları içer
güler eğlenir bağırır çağırır
dönerken yıldızları sayardık.
Biz sıkı çocuklardık.

Hepimizin birer yıldızı vardı
onlara isim takardık
onlar da bize isim takardı
pus ve dumandan önce bu şehrin
geceleri gökırpan ve isimleri takılan yıldızları vardı.

Benim yıldızıma Mehlika adını vermiştik
biz kimseden yana değildik.

Kimsenin de kendinden yana olmasını istediği birileri
olmazdı
Bir değirmendeydik
öğütülen
öğütülürken türküler söyleyen
buğday başaklarına benziyorduk.
Ben
çorbalardan tarhanayı
yemeklerden kurufasulyayı
sigaralardan Harmanı
belki bunun için çok sevdim.

Yollar bozuk musluklar bozuk
ziller bozuk paralar bozuk
ama adamlar sağlam idi.

Bu şehrin yıldızları vardı.
Saçlarına kurdelalar takan
çivitle yıkanmaktan aşınmış beyaz çoraplarına
leke bulaşmasın diye su birikintilerinden sakınan
gözleri önünde
yürekleri ve beslenme çantaları ellerinde
küçük çocukları vardı bu şehrin
bu şehrin yıldızları vardı.

Ben Fenerbahçeyi amcam Vefayı tutardı.
Konya tahıl ambarı Mersin muz cennetiydi.
Taksimden Fatihe troleybüs kalkar
Şişhanede mutlak raydan çıkardı.
Vallahi hayat zor ve fakat çok matraktı.

Muammer Karacan’nın adına bir tiyatro binası yoktu
bizzat kendisi vardı.

Başımız ağrırdı komşumuz vardı
gönlümüz daralırdı komşumuz vardı
Çorbamızı umutlarımızı
memleket kadar kalbimiz paylaştığımız komşularımız
vardı.

Geceleri bekçimiz
gündüzleri sütçümüz
bizim kadar zayıf da olsa
nohuta ve makarnaya alışmış da olsa
Sarman adında bir kedimiz
ceplerimizde kırık misketlerimiz
çamur bulaşığı ellerimiz
ve gülümseyen bir yüzümüz
kimseye göstermekten utanmayacağımız bir içimiz
biraraya gelerek çektirebileceğimiz
bir aile fotoğrafımız vardı.

Bir sabah bütün iyi şeylerin
Ayvansaray iskelesinden
hayal ülkesine doğru demir alan
bir şirket-i hayriyye vapuru gibi
aramızdan ayrıldığını gördük
Sonra Ayvansaray’ın sularının çekildiğini yazdı
gazeteler.
Süheyla hanımın Raci beyin
Melahat mehveş ablanın
Niko’nun Ercüment efendinin çekildiğini ise
yazmadılar nedense.
Ama yok ama yoklar.

Ne Harman sigarası kaldı geriye
ne Olimpus gazozu
ne Sadri Alışık.

Kalan bir tortuydu belki.

Belki kırık bir rüya denizi
belki suya düşürdüğümüz suretimizin
cep aynamıza nüktedan bir yansımaydı herşey.
Herşey Maltepe sigarasının
hep arandığında
her bakkalda bulunabilmesi ile
büyüsünü kaybetmişdi belki de .
belki de biz bir rüya mı görmüştük?

Hadi hepsi yalandı.
Hadi hepsi hayaldi.
Hadi hepsini ben uydurmuştum.
Ama rüyalarımızın melekleri
ve soframızın daim konukları kuşlar?
Ya onlar?
Onları siz de görmediniz mi?
Sizin de sofranıza konup
rüyalarınıza uğramadılar mı?
Onlar da mı yalandı?


resimler\Kurdale.gif (3192 bytes) Gönderen:Trabzon - Serpil KANT - 04 Ağustos 2000

 KOŞMA 

Öylesine es ki ömrümde güzel 
Rüzgar ol önüne kat beni
Balların en hası gönlümde güzel
Uzat dudakların tat beni beni

Derman bitti sana hasret bu canda
Kulun ben olayım iki cihanda
Dilersen, aklına estiği anda
Gezdir Pazar pazar sat beni beni

Tüm yemişlerimi kopar dalından
Sendeki bir beni tadam elinden
Gün gelirde usanırsan kulundan
Götür bir kuyuya at beni beni.


resimler\Kurdale.gif (3192 bytes) Gönderen: Adsız

 ARAMIZA GİRMESİNLER 

Yaşama girmiş çileler Ömrünü berbat ederler
Böyle gelmi? böyle gider aramyza girmesinler
Çilesiz insan olmaz aramazsan deva bulunmaz
Neden gelir belli olmaz Yuvamyza girmesinler
Biliyorum çilelisin sen bana güvenmelisin
Her gün dua etmelisin bundan sonra gülmelisin
Aramyza girmesinler
Ömrümü adadym sana sen mutlu ol yeter bana
Arkamyzda merhum ana Aramyza girmesinler


resimler\Kurdale.gif (3192 bytes) Gönderen: Trabzon - Bülent Bayraktar  - 05 Ağustos 2000

  
 Son Eklenen 6
 Mobil Sozluk
 Teklif ve Sparis
 Mobil Calculator 
 WAC
 Stok Takip 2
 Mobil Kasa
 
 
 Güncellenen Son 6
MTP SQL
Kasa Pro
Evrak Takip
Evlendirme Bil...
Cek Takip
Ogrenci ozluk
 
 
 
 © 2008 DATAKENT
 » Sitedeki tüm bilgiler kaynak göstermek şartı ile yayınlanabilir. Tüm hakları Datakent Bilgisayar Yazılım'a aittir.
  Datakent | Ana Sayfa | Ücretli Prg | Ücretsiz Prg | Linux | Online Uygulamalar | Mobil Uygulamalar | Diğer Bölümler | Site Haberler | İletişim | Kullanım Şartları | Destek | Datakent Forum|